Hamsi’nin 11 çeşidini bilirim, ‘hoşaf’ı hariç…

Hamsinin kıymetini ‘yok’ olunca daha çok anlıyoruz. En çok özlenen balık hamsidir. Lezzeti başka balıklara benzemez. Hele kokusu ‘mis’ gibidir. Ev içinde pişirirsen her yere siner, günlerce çıkmaz. Yazın tutulanı ve Karadeniz’den başka denizlerden çıkanı ‘yavan’ olur. Kar suyu içen hamsi, daha makbuldür. Durgun havada, dışarıda hamsi ızgara yaparsan; iki kilometre çapında her tarafa kokusu yayılır. Bütün kedileri etrafına toplarsın. Hamsiyi ızgaraya en güzel, dünürüm ‘Cici Bakkal’ Hüseyin Yılmaz ve eşim dizer. Ev dışındaki düzenlerim sayesinde balıkları evde pişirmeyiz. En çok hoşuma giden sabah namazından çıkınca arabamla ‘anamotra’nın (büyük balık teknesi) içinden; ezilmemiş, sallana sallana irileri üste çıkmış, en az yirmibeş kilo alan kovamla hamsi almaktır. Palamut veya iri balık alacaksam, bir kasa alırım.
Hamsi, şimdi Fatsa’da. On kilosu 5 liraydı. Şimdi balıkhanede orta boy kilosu 3,5 lira. İstanbul’da kilosu 7 lira olmuş. Bolken çok yedik, bıkmıştık. Pahalıyken daha tatlı oluyor.
Vaktiyle çok kalabalık dost grubum vardı. ‘Elebaşı’ bendim. Hafta içinde “Şuraya gezmeye gideceğiz” diye Pazar gününe hazırlanırdık. Sonbahar veya İlkbaharda Kapuz Plajı’nda kimse olmaz. Zonguldaklılar bu gibi yerlerin yaz geçince daha güzel olduğunu bilmez ve gelmez. Onbeş-yirmi kişi olurduk. Plajın sonundaki merdiven sahanlığı betona gazeteleri serer, üzerine ızgara olmuş hamsileri döker, elimizle yerdik. Uzun saplı, kiloluk meydan ızgaralarım var. Balık, çok harlı köz ister. Alt-üst ede ede yakmadan, akan yağında islenmeden pişiririz. Zamanıysa, sütlü mısır da közleriz. “Boşan da semerini ye” derler ya, öyle yumulurduk. En son ızgaranın balığı ‘kehribar’ gibi pişer, artık onu yiyen olmazdı. Şimdi bize ‘yasak’ oldu.
Gençken uzun saplı, kapaklı, büyük bir hamsi tavamız vardı. Lazların çok zeki ve kuvvetli oluşu, hamsi ve iç yağlı mancar yemelerinden gelir. On taneyi hedefleyip çocuk yapmaları da bundandır.
Hamsi balığının yemek çeşidi hiçbir balıkta yoktur. Benim bildiklerim, tattıklarım şunlar:
Çifte kavrulmuş mısır unundan hamsi tava, ızgara (soslu olabilir), limonlu defne yapraklı pilaki, Hamsi kuşu, Fistan Ahmet’in hanımı Dilek’in hamsi köftesi, ekmek, çorba, sebzeli yahni, tuzda pişirilmiş salamura, aralarına hamsi dizilmiş çubuk makarnası, en kralı; pilav… Bu pilavda Temel Küçük’ün hanımı Güler iddialıdır. Hamsinin arkadaşı, sulu-tatlı kuru soğandır. Ekmeği de mısır unundan yapılır. Çoğunu bilirim de, “hoşaf”ını bilmem!
Kararı kadar yiyiniz, yoksa suya çeker. Göbeğinizde şangur-şungur su çalkalanır.
Perhizsiz, sağlıklı olarak, afiyetle yiyiniz.

 
 
zonguldakzonguldak