12.03.2008 Salı


Kız öğrencilere laf atan gençler mi suçlu, biz mi?

Derya Aydan kızımızın 5 Mart Çarşamba günkü yazısını okuduktan sonra çok üzüldüm. Esasında, gençlerimizin böyle nasıl terbiyesiz yetiştiğini düşünmeye başlayışı, beni çok sevindirdi. Gerisi varsayımlara dayanmayan gerçekleri kabul edebilmekte.

Nedir bu gerçekler? İnat etmeden, bencil olmadan hataları tespit edebilmekte. Bunun için, onun farkına varamadığı veya çok hafife aldığı bir “savaş”ımız var. Bu bütün dünyada değişik biçimlerde devam ediyor.

Evrende “en”ler vardır. Bizim toplumumuzun “en iyi” insanları İslam dini içinde yaşamaya çalışmış olanlardır. Türlü hakaretler edilen Fatih-Çarşamba İsmail Ağa Camisi cemaatinin beldesindeki polis karakolu, İstanbul’un “en sakin” merkezidir. Buradaki gençler, sopayla eğitilmiyor. Pozitif ilimde başarıları çok yüksek. Kızlarımızı burada istedikleri kıyafetle huzur içinde görüyorum.

Ben ülkemi bilirim, ülkemi irdelerim. Bir zamanlar Osmanlı’daki adalet, insanlarda emniyet ve saadeti nasıl sağlamış?

Çocuk ana rahminde hayatına başlayınca; ana abdestsiz olmamış, besmelesiz lokma yememiş, su içmemiş. Devamlı Kur’an-ı Kerim ve ilahiler mırıldanmış.  Baba evine helal gıdalar taşımış. Çocuk doğunca dualarla kulağına ismi duyurulmuş ve ölünce okunacak ezanı okunmuş.Durumu müsait olanlar, özel hocalarla, bilhassa şehzadeler, hemen din eğitimine başlatılmış. Çoğu oniki yaşına gelince hafız olmuş. Aynı eğitim mahalle okullarında müsamahasız tatbik edilmiş. Helal-haram-namus gibi kavramlarla Allah’ına “gönülden iman eden insanlar, saadeti bulmuşlar. “Şeriat” kanunlarının caydırıcı kararlarını acımasız uygulayan Kadı- Mahkeme sistemini de unutmamak lazım.

Osmanlı’yı yenebilmek için maneviyatının parçalanmasını kavrayan İngiliz ve Fransızlar iki yüzyıl önceden yüksekokullarda bizim her şeyimizi öğrenen casuslar yetiştirmiş. Anadolu başta olmak üzere, aramıza nifak sokmuş ve inançlarımızı tahrip etmiş. Sonunda bizi bugünkü zavallı hale getirmişler.

Önsezisi ile halkımız İmam-Hatip okulları yapmış. Çocuklarının  asri-laik-inançsız yetişmesini önlemeye çalışmış. Şimdi, Derya kızımıza sormak lazım. Rastgeldiği terbiyesiz, seviyesiz öğrencilerde “suç” var mı? Bence yok! Bu onlara vicdan gibi, “özgürlük” gibi içi boş kavramlarla, hayvani zevklerine tapan bir gençlik yetiştiren devletin “suç”udur.  Sopanın o an yararı olur. İnsan yalnız iken dürüst olacak.

Bizim neslimiz, sizlere çok bozulmuş bir vatan bırakıyor. Bizler çok suçluyuz. İvedik Recep’lerle sizlere örnek olduk. Siz siz olun, bizim hatalarımızı tekrarlamayınız.  İlk önce her türlü pislikleri öğreten medyayı düzeltiniz. Her şeyimiz aslına dönsün. Mehmet Akif Ersoy’un “Safahat”ını okuyunuz, anlayınız.

Sizler insanların en akıllısı ve zeki olanısınız. Düşmanlarımız bunun farkında.

Sizleri çok seviyoruz. Bütün gençliğimize içimiz titriyor. Hadi “iyi” gençler, “kötü” kardeşlerinize “örnek” olun.  Onları ve insanlığı kurtarın. Bizim neslimiz için “af” diliyorum.

Başarılı olmanız için dua ediyorum.


Dünyayı gezmeden öz değerlerini tanı!
Vergisini düzenli ödeyenler, “enayi” mi?
Üzülmez Sineması’nda “Pasif Korunma” Filmi
Mehmet Akif’in kalpağı
Herkes “Fıkra” anlatamaz!
Demir Madencilik, Rıfat Dağdelen…
“Tekmili birden 32 kısım” Sinemalar nerede?
Kurban olayım, bizim Gazipaşa’nın trafiğine!
Hamsi’nin 11 çeşidini bilirim, ‘hoşaf’ı hariç…
 
zonguldakzonguldak