25.03.2008 Salı

 

Bektaş Hoca, Harun Ersoy ve şiir denemesi

 

Pusula Gazetesi ve Dergisi’nin başarılı yazarları hem, fıkra hem şiirle yazılarını süslüyor, sıkıcı olmuyorlar. “Şeh-i Muharrir” dostumuz Harun Ersoy son yazılarında, içinin daralmasından kafesteki aslan misali, demir parmaklıklarına kükreyip duruyor. Seni biraz ferahlatayım. Bir türlü nedense “barış görüş” olamadığın, bugünlerde unuttuğun Bektaş Hoca (Hoca demek devrim yasasına göre suç)  ile ikiniz aynı platformdasınız da farkında değilsiniz. İfrat derecede “laik-çağdaş Atatürkçü”sünüz. Bunların ne olduğunu bir türlü anlatamadınız ya, neyse… Ayrıca ikinizin de isimleri dini içerikli. Neden değiştirmiyorsunuz? Sahi Atatürk’ün diğer ünvan ve isimleri neden Öz Türkçe değil? Koskoca YÖK ve TDK’nın dikkatlerine arz ederim.

***

Şehrimizin bu iki kıymetli, güzide,  karizmatik kişilerinin mitinglerde yan yana bayrak sallamak erdeminde olmalarını, Zonguldaklılar adına dilerim. “Kahrolsun şeriat, mollalar İran’a. Türkiye Laiktir laik kalacak”…

***

Gırgırı bırakayım. Haddim olmayarak, çocuksu hiç yakıştıramadığımız kırgınlıklarına son vermelerini öneriyorum. Lütfen benim bu yazımı Bektaş Hocamıza okutsunlar. Tenezzül buyursun bir acı kahvemizi içsin. İsterse Harun Bey de yanımızda olsun. Kısa bir muhabbet sonrasında, birbirlerini seveceklerini biliyorum. Hazır, “savaş” baltaları gömülü iken “barış” çubuklarını yaksınlar. Bu cahilin de cüretini bağışlayınız.

***

Sizi güldürmek için, ben de alelacele bir şiir denemesi yaptım. Bu şiirimi güzel yazarımız Derya Aydan’a ve Avukat Göksel Elif Yılmaz’a ithaf ediyorum.

Hayat akıp giden çok kollu bir nehir,
Bazıları haykırır, “hayat bana zehir
Azgın dalgaları aşabilmek için,
Hayat adlı nehirde yüzebilmek gerekir.

Hayatta var aşması zor dalgalar,
Dalgaları aşmak için düşünmeli kafalar.
Öğütleri dinlemeyen kafaları değiştirmek için,
Bekliyor belalar ve pişmanlıklar…

Nasıl iyi uydurdum mu? Hepinizin sağlıklı ve huzurlu olmanızı dua ederim.
Tamam dedim, aklıma gelenler beni rahatsız etti.

Duyarsın zilin acı acı çaldığını,
Düşünürsün onca boşa geçirdiğin zamanı,
Fark edince titreyerek ölümün çığlığını,
Haykırırsın “Ya rab affet günahlarımı”.

Gözlenen ilk bahar geldi, ama kargalar…
Yine Fener Lisesi üzerine
Kız öğrencilere laf atan gençler mi suçlu, biz mi?
Dünyayı gezmeden öz değerlerini tanı!
Vergisini düzenli ödeyenler, “enayi” mi?
Üzülmez Sineması’nda “Pasif Korunma” Filmi
Mehmet Akif’in kalpağı
Herkes “Fıkra” anlatamaz!
Demir Madencilik, Rıfat Dağdelen…
“Tekmili birden 32 kısım” Sinemalar nerede?
Kurban olayım, bizim Gazipaşa’nın trafiğine!
Hamsi’nin 11 çeşidini bilirim, ‘hoşaf’ı hariç…
 
zonguldakzonguldak