Savaş çıkarsa, hangi sığınağa gireceksiniz?
18 Şubat Pusula Gazetesi’nde “Pasif korunma”ya ait bir anımı anlattıktan sonra bu konuya devam edeceğimi yazmıştım. “Çok okuyucum var” havasında olduğumdan “nerede bu öykünün devamı?” diye sorulacağını zannettim. Netice sıfır! Ben de, “belki bana ulaşamadılar” tesellisiyle kaldığım yerden başlıyorum.
O yazımda, ben altı yaşlarında iken, rahmetli eniştemle Üzülmez Pavyonları sahasında yere oturarak maden işçilerine gösterilen “Pasif Korunma” filmi rezaletti. Konuşmalar Türkçe değildi. Film sık sık kesiliyordu, atlamalar çoktu. Gösterilen aygıtları kimse bilemezdi. Görevlilerin gaz maskelerini takarak, çıkararak girdikleri sığınakların konforu üç yıldızlı otel salonları gibiydi. Belleğimde kalan bu çocukluk hatırasını 1979 yılında, pasif korunmacı yükümlülüğüm olduğu emrini alınca birden iyice hatırladım. İnsan tamamen unuttuğu bir geçmişini birden pırıl pırıl anımsayıveriyor.
Çok canım sıkılmıştı. Dükkânda mesaim, en az onüç saatti. Sürekli hareket halinde çalışıyordum. Tel ve çivi imalathanesi kuruyordum. Evleneceğim için, oturacağım evde de tamirat vardı. Zorunlu olarak Namık Kemal Okulu’ndaki sınıfa gittim. Otuz kişi kadardık. Kim bizi seçmişse çoğu esnaftan kişileri toplamış. Valla, yalan olmasın, “dünya tatlısı” Ali Alemdar diyesim geliyor. Bir eğitimcimiz vardı. Bazen iki-üç oluyorlardı.
İlk derste ben tam manasıyla şok oldum. Hüsrana duçar oldum. Kırk yıl önce madenkeşlerle salak salak seyrettiğimiz film bize ne öğretmişse;benzeri şimdi tekrarlanıyordu. Eğitimciler ellerindeki kılavuz kitabından okuyarak tahtaya astıkları büyük resimlerle, yangında enkaz altındakilere, atom bombası atıldığında ilkyardım nasıl yapılır konusunu anlatmaya çalışıyorlardı. Millet de kuzu kuzu, ciddi ciddi dinliyordu. Bu askerlikte samanlık nöbeti gibi bir şeydi. Öğrenciliğimde “Hababam Sınıfı”nda staj görmüşüm. Hemen bu işten nasıl kaytarabileceğimin düzeninin tatbikine ilk derste geçtim. Anlatılanları çok iyi dinleyip, eğitimciye cevap veremeyeceği sorular yöneltmeye başladım. Beni sallamayla kabağına cevap yetiştirmeye çalıştıklarında acımasız oluyordum. Benden bunaldılar.
Çoğu işimizde olduğu gibi, bu pasif korunma işi de hikâyeydi. Örneğin; istatistikle, nüfus sayımı gibi neticesi palavra olan korkunç masraflı sağlıksız çalışmalar. Memurda suç yok ki. Elinde lazım olanlar olmayınca, olurunla usulüne uygun raporlarını doldurup “bu iş tamam” diyor.
Üçüncü dersin sonunda onlar benden, ben dersten nasıl kurtulduğumuzu gelecek yazımda anlatacağım. Lütfen beni izleyiniz.
Yazımı bitirmeden dikkatinizi rica ederim. Şimdi de pasif korunma var. Eskiye nazaran aygıtları çok fazla. Peki, nerelerde sığınak var? Ben size bir tanesini söyleyeyim. Çarşı Merkez Karakolu’na yakın, önü demir parmaklı.
Allah bizi yurt çapında bir savaştan korusun. Âmin…
|