Fatih Sultan Mehmet’in
bedduasını aldık
“Üstad” Namık ,“Hırçın” Ali Rıza, “Aşık” Atilla; “ Dini ve siyasi içerikli yazma. Yazdıkların doğru olsa bile okurlarımızın çoğuna batıyor. Sen mavalımsı, hikayemsi, şeyler yaz.” Diye bana telkinde bulunuyorlar. Üçü de bu işleri iyi bilen değerli yazarlar. Haklılıkları olması lazım diye, “tırışka”dan hafif şeylerle bu yazıyı dolduracaktım. Ne mümkün, can çıkar da huy çıkmaz! Şimdi şu Expo 2015 rezaletimizi seyrettikten sonra, hislerimi ve düşüncelerimi eşimle, dostumla ve siz okuyanlarımla nasıl paylaşmadan duracağım? Vallahi, çat çat çatlarım. Bütün dünyaya gene rezil rüsva olduk. Bizler hiç akıllanmıyacak mıyız? Hıristiyan devletlerin hepsi ve tek başına İsrail, “kedi fareyle oynar” gibi durmaz, bizimle oynuyorlar, dalga geçiyorlar.Ne demek, Reis-i Cumhurumuzun, en önemli siyasi ve iş dünyamızın seçkin insanlarıyla ve bütün milletimizle, “Siz kazandınız, ama bir daha oylama yapacağız” diyerek hepimizi coşkudan sonra hüsrana gark etmek? Şerefsizler, alçaklar, Osmanlı’nın dünkü köpekleri!... Atatürk sağ olsaydı, böyle aşağılanmazdık. Ayaklarına gittikçe daha çok şımarıyorlar ve küstahlaşıyorlar. Biz böyle yaltaklanırken, itibarımız Müslüman Aleminde de çok azalıyor. Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan da oluyoruz.
***
İzmir sunumuymuş. Azametli ve haşin “Papa”nın heykelinin ayakları altında kölelik imzamızı attığımızı, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kazanımlarının Galatasaray’ın Avrupa Şampiyonu oluşu ve Milli Takımımız’ın dünya futbol üçüncüsü oluşundan ibaret olduğunu, bir de çok güzel danslarımız olduğundan başka övünülecek şeyimiz olmadığını, tekrar tekrar göstermek miydi? Bakan Tüzmen oylamayı muhakkak kazanacaklarına emin olduğunu, zira Türkiye’nin dışarıdan görünümünü, “imaj”ını çok değiştirdiklerini, üzerine basa basa övünmesi yok mu, behi kahrediyor. Yahu dışardan bakılınca, bana kalırsa şöyle gözüküyor: Galibi olamadığı ve olamayacağı gizli bir savaş yapan, iç ve dış borcu tavan yapmış, Her gün darbe çalkantılı, Avrupa Birliği kanunlarıyla güvenli yaşaması zorlaşan, en şeni, vahşi cinayetlerin kolaylıkla yapıldığını, dinini, ecdadını, tarihini ve kültürünü ret eden bir millet.
Nasılsa en güzide topraklarında “bozuk düzen” yaşıyorlar. Onların parası altun, Türk Parası bakır. Ülkemizde bedavaya yaşıyorlar.
***
Şimdi yazacaklarımdan bana gene kızacaksınız. Bu devlet beddua almış. Fatih Sultan Hazretleri’nin bedelini Patrikhane’ye ödemiş tapulu malı Ayasofya’da ibadete mani olacakların “devleti payidar olmasın, huzuru mahşerde iki elim iki yakalarında, dünyada da ve ahirette rezil, perişan olsun” diye sırf Ayasofya için altı metre uzunluğunda beddua vasiyetnamesi vardır. Bende bölük pörçük var. Aslı sansürlenmiştir. Abdülhamid Han’ı ağlata ağlata gözlerini kör ettik. Sultan Vahdettin’in ve hanedanının hayır duası olmamıştır.
Erbakan Hoca’yı da takdir edemedik, hep alaya aldık. İftiralarla mahkum ettik. Kırk yıldır bize hep doğruyu söyledi, cezasını çekiyoruz. Akıllanamadık, vesselam!
Gelecek yazımda inşallah, hamam yazısıyla beni denetleyenlerin sözünü tutacağım. Hadi Erovizyon yarışmasında birinci olalım.
Bir anektod
Yatılı okuldayım, çok şiddetli bir kış var. İstanbul’da okullar gripten teker teker tatil ediliyor. Bizim okulda öğrencilerin sinirleri gergin. Cumartesi akşamı yemekhanelere indiğimizde hopörlerden “okul ongün tatil edilmiştir” anonsu yapılınca çılgına döndük. Kucaklaşanlar, verilen portakalların kabuklarını etrafa fırlatanlar, bardakla birbirlerini ıslatanlar…
Yemek sonrasındaki etütte bunun aslı olmadığını hem hopörler ve öğretmenler tarafından duyuruldu.
Sonradan son sınıf öğrencilerinden üçünün duyuru odasından bu hınzırlığı yaptıkları meydana çıktı. İdarece onların üçer gün okuldan uzaklaştırma cezasıyla tatil yaptırıldılar.
Selam ve dualarımla…
|



|