Geyik muhabbeti…
Akasya kokuları miskinlik yapıyor. At kestanesinin çiçekleri gözümü yoruyor.
Biraz da ben “geyik muhabbeti” yapayım. Bunun ustası kardeşim Erdal’la “Şehr-i Mimar” Turan Demirtaş’tır. Dünürüm “Cici Bakkal” Hüseyin Yılmaz, usta başıdır. Kadim dostumuz, rahmetli Avukat Yılmaz Perçinel bu muhabbetin “Ord. Prof. Dr.”uydu. Aydın Boysan yanında vızırtı kalır.
***
Çağdaş ve laik vatandaşlarımız “devrim-devrim” diye yırtınıyorlar ya. Bu devrimlerin çoğu öldü. Kabahat kendilerinde. Örneğin, Mevlevi ve Bektaşi ayinleri gibi etkinliklerle tarikatların kaldırılması, tekke ve zaviyelerin kapatılması ile laikliği sözde bıraktılar. Şapka Kanununu unuttular. Kanunda olmayan başörtüsünü yasakladılar. Bey-Efendi-Paşa-Ağa-Sultan gibi unvan ve lakapları yasakladıklarından sonra bakın neler yaşandı.
Okullarda - Fatih Sultan Mehmet yerine “Bay Fatih”, Yavuz Sultan Selim’e “Bay Yavuz”, Kanunu Sultan Süleyman’a “Bay Kanuni” ve Hürrem Sultan yerine “Bayan Hürrem”, “Bayan Mal Hatun” gibi komedi komiklikleri başlamış. Fakat bu iş sökmemiş, zamanla tavsamış. Devrimlerin acımasız uygulayıcısı ismet İnönü bile kendine “İsmet Paşa” dedirtmiş.
***
Süleyman Nazif, Malta’da sürgündeyken, yanına bize “Hürriyet Paşası” diye yutturulan Enver Paşa’nın da babası sürgüne gelir. Dul olan Ahmet Paşa’ya, çirkin bir İngiliz kadını asılmaya başlar. Süleyman Nazif, “ne olur, bununla evlen” diye ısranının sebebini soran Ahmet Paşa’ya der ki, “ilk evliliğinden olan oğlun Enver, koskoca Osmanlı imparatorluğunu yok etti. Bu İngiliz kadınından bir oğlunuz olursa, inşallah o da İngiltere İmparatorluğunu batırır”der.
***
Recep Tayip Erdoğan şiir okuyor ya. Koyu Halk Partili olan Dursun, “ben de hem yazar, hem okurum” demiş. Ak Partili olan Temel “hadi pakalum, çöreyim senu” demiş. Dursun başlamış: “Bolu Mengen Gerede, Hamsu oynar derede, Benim nazlu sevduğum, Kara lahana pişiriy..” Temel “cık” demiş, “olmadı”. Dursun, “Neye olmadı daa?” deyince, Temel cevap vermiş: “Ha uşağum, hamsinin derede ne işu vardur?”
***
Eşeklerine yem vermek meselesinden Nasreddin Hoca’yla karısı, “ilk kim laf atarsa, yemi o verecek” diye iddialaşmışlar. İkisi de evden çıkıp gitmiş. Onlar yokken hırsızlar evi soymuş. İlk Hoca geliyor. Ne yapsın bir köşeye siniyor. Karısı eve dönünce soyulduklarını anlayınca feryada başlıyor. Hoca karısının eteğinden tutuyor “kaybettin, haydi ver bakalım eşeğin yemini” diyor. (Eşinizle zıtlaşmayınız.)
***
Adam karısına, “Aynı anda, hem nasıl bu kadar güzel, hemde nasıl bu kadar salak olabildiğini anlıyamıyorum. Sen anlayşabiliyor musun?” diye sormuş.
Kadın, “açıklayabilirim, çok kolay” demiş. “Allah sen beni beğenesin diye beni güzel, ben seni beğeneyim diye de salak yaratmış.”
***
Elma bıçağa ne demiş? “Beni soyma, utanıyorum!”
Sürahi, bardağa ne demiş? “Sen olmasaydın, içimi kime dökerdim?”
İki kere iki ne zaman beş eder? “Hiçbir zaman!”
“Aşık”Atilla İzmirli’ye ne demiş? Çok tatlısın ama uzaktayım.
Sevimli afacan Ulaş oğlumuzun ayağından ameliyat olmasından dolayı geçmiş olsun der, gözlerinden öperiz. Uslu çocuk olsun. Söz dinlesin. Annesini üzmesin. Yoksa kayığıma bindirmem.
Sıcaklarda çok açılıp saçılmayınız.
|



|