Kıvır-zıvır
masum fıkralar…
Siz okuyucularım için biriktirdiğim "kıvır-zıvır" çoğaldı. Bu yazımda bunların birazından kurtulmak istiyorum. Çoğu yazarlar gibi müstehcenliğe kaçmadan. Gayet masum fıkralar..
* * *
Fransa'da müzeyi gezen Temel, yorulup bir koltuğa oturmuş. Görevli "Kalk, bu 14. Lui'nin koltuğudur" demiş. Temel, "O gelince kalkarım" demiş.
* * *
Çarparak yere yuvarladığı adama yardım eden şoför, "Gene de şansın var. Seni karşıdaki ortopedi doktoruna götüreceğim" demiş. Kırığı olan adam inleyerek; "Sus.. Eşeoğlusu.. o doktor benim" demiş.
* * *
Dursun, elektrik kesilince karanlıkta Fadime'ye sorar, "Farzet ben öldüm, ne yaparsın?" Fadime, "Eğer ilk ben ölmüşsem sen ne yaparsan, onu yaparım" cevabını verir. Dursun, "Vay namussuz karı" diye üzerine yürür.
* * *
Deli Doktoru Sait Bey'e, "Arkandan sana deli diyorlar kızmıyor musun?" demiş. Sait Bey, "Önemi yok, asıl ben onlara deli dersem hapı yutarlar" demiş.
* * *
Fakir, dindar, yaşlı, yalnız yaşayan kadının kulübesinin önünden geçen zengin adam, onun az da olsa ineğinden ve tavuklarından gelen geliri için sürekli "şükür duası" yapmasına içerler. İnançsız, zengin adam bir gün kulübenin kapısı önüne epeyce kumanya bırakır ve saklanır. Fakir kadın çıkınca kumanyaları görür ve Allah'ına "şükür" eder. Zengin adam "Tanrı yok. O yiyecekleri ben bıraktım" der. Kadıncağız duasına devam eder. "Yüce Allahım, sana ne kadar şükretsem azdır, hem yiyecek göndermişsin, hem de parasını şeytana ödetmişsin. Taşıtması da cabası!"
* * *
Komünizmin en kızgın olduğu, karaborsanın her yere hakim olduğu Moskova'da Amerikalı turist bahse girer. "Aynı gün 2 kg siyah havyar, karıma astrafan kürk alacağım. Aynı gün Lenin'in mozelesine gireceğim" der. Turist markette "iki kilo havyar istiyorum" der. Red cevabı gelince, "Dört kilo olsun. İki kilosu senin" teklifini yapıp iki kilo havyarı alır. Astragan kürk için "Altı ay sonra gel" cevabına karşılık Rus görevliye "iki adet olsun. Biri benim, biri senin" deyip hemen kürkü alır. Lenin'in mozolesi önünde iki gün beklerse mumyayı görebileceğini söyleyen Rus Subaya, içinde bin dolar olan pasaportunu uzatır. Pasaportun içindeki bin doları gören Subay saygıyla eğilir. "Lenin'i burada mı görmek istiyorsunuz, yoksa otele mi getirelim" der.
* * *
Yahya Kemal'e sorarlar: "Osmanlı, Viyana kapılarına nasıl gitmişti?" Yanıtı, "Gülbank çekerek (nedir?), Mesnevi okuyup, pilav yiyerek…" Şimdi hamburger yiyip AB_USA-İsrail kapılarında sürünüyoruz!
* * *
Galatasaray Lisesi'nde okumaya başlayan Dursun’un babası sevgili Temel'le final yapalım. Dursun, babasına "bizim öğretmenlerimiz çok dindar" der. Temel, "Yaa nereden anladın?" der. Dursun, "Ne zaman beni derse kaldırsalar, yazılımı okusalar, 'Aman Allahım, aman Allahım' diyorlar" demiş.
Okuyucularıma biraz tebessüm ettirdiysem ne mutlu.
|



|