Ezan
Zonguldak camilerinin minarelerindeki hoparlörden aynı zamanda okunan ezan hakkında Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisindeki bilgilendirmeye göre haddimi aşarak okurlarıma arz ederim.
Ezan Kur'an-ı Kerim'de ve hadislerde emredilmiştir. Arapça ezan arzdaki Müslümanların müşterek namaz çağrısıdır. Ezanı dinleyenlerin tekrarına imkan verecek şekilde yavaşça okunması müstehaptır. Dini musikinin cami musikisi formlarının en önemlilerindendir. Eskiden İstanbul'da sabah ezanının saba, dikleş havenanı makamında okunması bir gelenekti.
* * *
Çocukluğumda ve gençliğimde müezzinlerin hepsinin sesi güzel ve musiki bilgileri yüksekti. İstanbul'da Ortaköy ve Galatasaray'da okuduğum yıllarda hoparlörsüz Anadolu -Avrupa arasında ulaşan sabah ezanı sesleriyle müezzinler selamlaşır ve türlü makamlarda yarışırlardı. Çok özenli okurlardı ki ezanı dinlemek zevk olsun, şikâyet olmasın.
* * *
Ben sabah ezanı okunurken Sultan Ahmet Camisinin merdivenlerinde ağlayan genç bir turisti şortuyla caminin içinde inziva bir köşeye oturttum. Namaz kılarken hafif hafif hıçkırıklarını duyuyorduk. Selam verdiğimizde secdeye kapanmıştı. Hiç laf atmadan çıktık gittik.
* * *
Gaca'dan Zonguldak'a gelirken otobüsümüz su kaynattı. Mola verdik. Zonguldak görünmüyordu. Allah rahmet etsin Abaza Hafız Hikmet'in Yeni Cami'nin minaresinden salâsını ve sabah ezanını dinledik.
Ulu Cami'de müezzinlik yapan Bartınlı Deli Mustafa'nın makamları ve nefis sesi herkesi duygulandırırdı. Bazen Acılık,Yeni Cami, Ulu Cami müezzinleri sabah namazında ezan ziyafeti çekerlerdi.
* * *
Mareşal Fevzi Çakmak'ın ölümünde minarelerden çınlayan salâ ve ezan sesleri sonradan İstanbul'u saran tekbir seslerini,ve rahmetli Özal'ın Meclis'ten tabutu çıkartıldıktan sonra askeri bandoyu susturan, şerefelerden hoparlörsüz okunan ezanları, padişah salâlarını ve namaz ezanlarını unutamıyorum.
* * *
Bunları bilmeyen yeni nesile, ezanı nasıl okursan oku. Bizim gibi azalan dinozorlar da öldükten sonra arkalarından kovalayan varmış gibi ezan okuyan bazı görevliler daha da rahatlarlar.
* * *
Şimdiki yaygın sisteme göre merkez camide müezzin ezanı minareye çıkmadan aşağıdan ses düzenine okuyor. Sesi de diğer camilerin şerefelerindeki hoparlörden otomatik yayınlanıyor. Görevli olan müezzinler nasıl kızmasın? Yüzlerce meslektaşı keyfinde. Bazen sabah namazını da kaza ediyorlardır.
* * *
Antik müezzinlerin canı yokmuş. Daracık merdivendeki iniş-çıkış yüzlerce basamaktan döne döne tırmanacaksın. Bazen karanlıkta da çıkıp ineceksin. Yaz-kış fırtınalı en zor koşullarda şerefe de döne döne salâ vereceksin, sonra bir müddet bekleyip ezan okuyacaksın. Birde oruçlusun. Dizleri nasıl dayanıyormuş ki?
Zonguldak merkez minarelerin yüksekliği 50 metreye ulaşır. Selatin camilerde 80 metre olanı var. Üç şerefeli minaredeki merdivenleri bir düşünün!
Minare rüzgarın şiddetine göre sallanır. Ha yıkıldı, ha yıkılacak gibi olur. Minarelere çıkan müezzinlerden Allah razı olsun. Ölenlerin de ruhu şad olsun.
* * *
Sevgili okurlarım. Aya çıkan ilk astronot bir ses duyar. Bunu kendisiyle irtibatta olan yeryüzündeki merkeze söylese de kimse çözemez. Döndüğünde Mısır'a gittiğinde ezan sesini duyunca "işte benim duyduğum ses buydu" der ve Müslüman olur.
Dünyada hiç kesilmeyen ses ezan ve Kur'an-ı Kerim okunmasıdır.
* * *
Rivayet bu ya.
Turistin biri çok çirkin ezan okuyan (benim gibi) bir müezzini hediyelere boğmuş. Neden diye sormuşlar. "Dün sabah çok güzel ezan dinleyince Müslüman olmaya karar verdimdi. Bu çirkin okunan ezanı dinleyince kararımdan döndüm" der.
* * *
Zamanımızda minareler sembol oldu (ayıp olmasın burada helâ var).
Hele üç şerefeli camiler çok lüzumsuz gibi.
Bu sefer böyle bir yazım oldu.
Çizmeyi aştım bağışlayınız.
|