Demir Madencilik, Rıfat Dağdelen…

Daktilomun başına oturunca ne yazacağıma karar veriyorum. Farkına varmadan değişik konuda yazmaya başlıyorum. En zoruma giden; “siyasi” içerikli yazılarımın beni denetleyen “Üstad”ın hoşuna gitmeyişi.
***
Erdal ve ben, Zonguldak havzasındaki büyük-küçük bütün sanayi kuruluşlarını, madencilerini ve kısmen inşaatçılarını tanırız. Biz de, Acılık’ta bir çivi ve tel imalathanesi kurduk. 1958’den 1980 yılına kadar inat ettik, çalıştırdık. Allah’a şükür, iflas etmeden kapattık. Bu özel kuruluşların en büyük hasmı devletimizdir. Aklımda  kalan “düşman” hatlarındaki kumandanların bir kısmı: Muamele ve Aleti Sabitiye Vergisi (bunlar kalktı) - Belediye denetimi ve su fiyatı kazığı - Sigorta – Çalışma Müdürlüğü ve Maliye denetimi -  Demir tahsisi kontrol memuru – Sağlık Müdürlüğü - dünyada eşi olmayan Kıdem Tazminatı kazığı. O zaman, Ontemmuz’da mezarlıktan akan yağmur sularını, Belediye açıktan bizim arsaya çevirdi. Biz de selde kaldık. İki metre yükselen su her şeyimizi mahvetti. Ben de zararına her şeyi hurdacılara sattım!

Damdan düşenin halini damdan düşen bilir” Zonguldak’ta işçi çalıştıranlara  Allahyardım etsin. Hele kentimize göre “büyük” sayılırsan adamı hasetten yerler.

Lafı şuraya getireceğim. Son günlerde “Demir Madencilik” göze batmaya başladı. Ne çetin şartlarda çalıştıklarını ve nasıl bu hale geldiklerini iyi biliriz.  Kırat Dağı’ndan Zonguldak’a inerken bir “roman” yazdılar. “Öyle-böyle”, atıl kömür damarlarını “en verimli” bunlar çalıştırdı.  Hep Zonguldak’a yatırım yaptılar. Salih Demir, bir “mucize” gerçekleştirdi. Ticaret ve Sanayi Odası binası yaptı. “Şöhret” gelince “haset”de başladı. Buna biraz kendileri farkına varmadan sebep oldular. Dalkavukların, dedikoducuların ve hasetçilerin giremedikleri yer yoktur.
***
TTK Genel Müdürü Rıfat Dağdelen’i de gayet iyi tanırız. Bütün kirli tekliflere kapalı, mesleğini çok iyi bilen, TTK’nın ve Havza’nın daha randımanlı olması için çalışan, araştıran, hafızası kuvvetli, okumayı çok seven, aileden madenci, nefis Tonyalı şivesiyle  hoş sohbet, gözü kara, risk almaktan korkmayan, mahallemizin delikanlısı Erdal’ın arkadaşı, akıl dolu koca kafalı bir arslan. Kusurları: adı solcuya çıkması, fazla dik olması, eleştiriye tahammül etmemesi, kendini hep haklı görmesi. O kadar “kusur” da olacak. Şimdi sıra bu adamı yemeye geldi.

Arkadaşlar, hemşehrilerim; yapmayın, etmeyin. Zonguldak’a yazık olur…

Huzurlu bir kentte bir arada yaşama dileğimle.

“Tekmili birden 32 kısım” Sinemalar nerede?
Kurban olayım, bizim Gazipaşa’nın trafiğine!
Hamsi’nin 11 çeşidini bilirim, ‘hoşaf’ı hariç…
 
zonguldakzonguldak