03.03.2008 Pazartesi


Vergisini düzenli ödeyenler, “enayi” mi?

Büyük “komedi” siyasal gündemden uzak olmak istiyordum. Ne mümkün! Muhalefet’in Kemal Anadol-Deniz Baykal-Önder Sav triosu, Erdoğan’a öyle paslar atıyorlar ki; hepsi CHP kalesinde “gol” oluyor. Bu arada, iktidar, katrilyon karlar eden bankaların muazzam vergi borçlarını affediyor. Ayrıca yabancı futbolculara astronomik transfer ücreti ödeyen kulüplerin prim ve vergi borçlarını bağışlayan kanunu da çıkaracak. Milletin parası, Yağma Hasan’ın böleği…

75 senelik vergi mükellefiyiz. Ödediğimiz vergi (Beytom dahil) takdirnameler almıştır. Bir günlük gecikmemiz olmamıştır. Bize göre “haksız” cezalar da ödedik. Ama bizi üzen prim ve vergisini ödememekte ısrar edenlerin sonunda borçları “af” oluyor veya taksitlendirilip ödüllendiriliyor. “Enayi” biz oluyoruz.

Ne ise, boş ver! Biraz içimi boşalttım o kadar. “Sistem” suçludan yana.

18 Şubat Pazartesi günkü Pusula Gazetesi, yoğun kar sebebiyle çoğu okuyuculara ulaşamadı. O günkü yazımın içeriğini merak erdenlerin isteği üzerine; yazımın iki bölümünü tekrar veriyorum:
***
Demir Madencilik

Damdan düşenin halini damdan düşen bilir” Zonguldak’ta işçi çalıştıranlara  Allahyardım etsin. Hele kentimize göre “büyük” sayılırsan adamı hasetten yerler.
Lafı şuraya getireceğim. Son günlerde “Demir Madencilik” göze batmaya başladı. Ne çetin şartlarda çalıştıklarını ve nasıl bu hale geldiklerini iyi biliriz.  Kırat Dağı’ndan Zonguldak’a inerken bir “roman” yazdılar. “Öyle-böyle”, atıl kömür damarlarını “en verimli” bunlar çalıştırdı.  Hep Zonguldak’a yatırım yaptılar. Salih Demir, bir “mucize” gerçekleştirdi. Ticaret ve Sanayi Odası binası yaptı. “Şöhret” gelince “haset”de başladı. Buna biraz kendileri farkına varmadan sebep oldular. Dalkavukların, dedikoducuların ve hasetçilerin giremedikleri yer yoktur.
***
Rıfat Dağdelen
TTK Genel Müdürü Rıfat Dağdelen’i de gayet iyi tanırız. Bütün kirli tekliflere kapalı, mesleğini çok iyi bilen, TTK’nın ve Havza’nın daha randımanlı olması için çalışan, araştıran, hafızası kuvvetli, okumayı çok seven, aileden madenci, nefis Tonyalı şivesiyle  hoş sohbet, gözü kara, risk almaktan korkmayan, mahallemizin delikanlısı Erdal’ın arkadaşı, akıl dolu koca kafalı bir arslan. Kusurları: adı solcuya çıkması, fazla dik olması, eleştiriye tahammül etmemesi, kendini hep haklı görmesi. O kadar “kusur” da olacak. Şimdi sıra bu adamı yemeye geldi.
Arkadaşlar, hemşehrilerim; yapmayın, etmeyin. Zonguldak’a yazık olur…
Huzurlu bir kentte bir arada yaşama dileğimle.


Üzülmez Sineması’nda “Pasif Korunma” Filmi
Mehmet Akif’in kalpağı
Herkes “Fıkra” anlatamaz!
Demir Madencilik, Rıfat Dağdelen…
“Tekmili birden 32 kısım” Sinemalar nerede?
Kurban olayım, bizim Gazipaşa’nın trafiğine!
Hamsi’nin 11 çeşidini bilirim, ‘hoşaf’ı hariç…
 
zonguldakzonguldak