Şeker tadında yazılar
Meslekte on ikinci yılı geride bırakırken, ilk günkü gibi heyecanlandım.
Öncelikle bu heyecanı yaşamama vesile olan tüm ekip arkadaşlarıma ve Pusula okurlarına teşekkür ediyorum.
Köşemizin adını kararlaştırılalı çok uzun zaman oldu. Ama, “hangi konudan başlayayım?” sorusu bu ismin uzun zaman bizde saklı kalmasına neden oldu.
Karaelmas Gazeteciler Derneği’nin ev sahipliğinde 46. Yerel Medya Eğitim Semineri hafta sonu Bakacakka’da gerçekleştirildi.
Türk medyasının “üstad”ları aklımıza gelen tüm konularda bizleri aydınlattı. Bu konu başlamak için iyi bir fırsattı, ve kaçırmak istemedim. Öncelikle kendi mesleğimizden başladım. Ardından nasıl olsa yerel konular gelir.
Bu köşede şeker tadında yazılar ile buluşmak, bazen düşündürmek, bazen güldürmek umuduyla...
“Üstad”lardan altın sözler
“Biz medya mensupları olarak kendimizi ciddi biçimde eleştirip yanlışlarımızı ortaya koymazsak, topluma hizmet değil zarar veririz.” Turgay Olcayto
“Bakkaldan sorumlu müdür olur ama, yazıişleri müdürü olmaz.” Fikret İlkiz
“Yanlışın yayılma hızı doğrudan daha fazladır. Nitelikli eserler okuyamı ve okutmayı öğrenin. usta yazarları taklit edin.” Feyza Hepçilingirler
“Şiddet, kan ve göz yaşı içeren haberler boşluk doldurmak için yapılır.” Prof. Dr.Nurçay Türkoğlu
“İnsanlar protokolde yeralmak için gazete çıkartıyorlar. En büyük sıkıntı burada.” Nail Duran
“Gazetecilik toplum önderliğidir. Bu bizim temel sorumluluğumuzdur.” Taylan Erten
“Gazeteci okurun öğretmenidir. Bilgiye ulaşır ve okuruna öğretir.” Tümer Argın
“Demokrasi yerelden başlar. Medyanın sorunlarının çözümü de yerel basından başlar.” Orhan Erinç
Protokol’ün gazeteciden beklentisi
“Gazeteci arkadaşlarımız kamu görevi yapıyor. Yapılacak işler, sorunların çözümü konusunda güçlerimizi birleştirmeliyiz.”
Y
avuz Erkmen
“Basının görevini yerine getirmesi, özgür çalışma ortamına sahip olması ve meslek ahlakının üstün tutulmasına bağlıdır”
Secaattin Gonca
“Meslekler çok çabuk değişebiliyor. Eğitim yaşam boyudur biz eğitime büyük önem veriyoruz” Prof. Dr. Bektaş Açıkgöz
Açık kapı arayanlar...
“Hocam, gazeteyi ben hazırlamıyorum, bilgisayarcı bugün gelmedi. Patron dışarıda”
“Röportaj yapan gazetecinin röportaj yaptığı kişi ile yan yana fotoğraf çektirmesi doğru mu?”
“Dünkü eleşktirilerden sonra bu gazeteyi bugün için büyük titizlikle hazırladık. Olmuş mu?”
“Onlar gelip moralimizi bozuyorlar. Gelip kendileri gazete çıkartsalarya?”
“Efendim üç muhabir birlikte habere giderken Allah göstermesin bir trafik kazası olurda ölürlerse kadro düşer, resmi ilanım kesilirse ben ne yapacağım.Bu karar düzeltilmeli”
Seminer’den notlar...
Yayın kuruluşu patronları olaya ticari bakıyor.
Sosyal Güvenlik Yasası’ndan yıpranma payı kalktı. Çünkü, milletvekilleri “gazeteci” deyince köşe yazarları ve patronları anlıyor. Muhabir ve diğer emekçilerin yaşadıkları zorlukları bilmiyorlar.
Türkiye’nin her yerinde “adam yerine konulmak” için gazete çıkartanlar var.
Gazetecilerin görevi tarihi hatırlatmak ve geleceği ifade etmektir. Bu basın özgürlüğü ile olur. Onun için basın kendi davasına sahip çıkıp kamuoyunun gündemine taşımalıdır.
Basın İlan Kurumu’nun resmi ilanlarla ilgili getirdiği ağır şartların temelinde gazeteciyi koruma amacı yatıyor.
Haberi yazıp bırakmakla olmaz. Fikri takip gerekir. Medya bölgesine sahip çıkmalı. Bunu kendine dava edinmeli.
Gazetecilik mesleğinde okullar olsa da usta-çıkar ilişkisi devam ediyor. Okulu bitirenler dahi ustalardan yeni bilgiler öğreniyor.
Yaygın medyada çok çalışan olduğu için kadrolarında ‘usta’lar da bulunuyor. Böylece kurumlar kendi içerisinde hizmet içi eğitim yapabiliyor. Yerel basında ise acemiler acemilere ustalık yapıyor.
Ustalık sadeliktir. Usta gazeteci, haberi, yazıyı, fotoğrafı en yalın şekilde verebilendir.
Pusula örnek gazete
Son olarak şeker tadında mutlulğumuzu paylaşıyorum. Seminer’in ikinci gününde Pusula gazete ve dergi olarak beğeni kazandı. Usta gazeteci Tümer Argın: “Laf dinlediler. Çok güzel gazete yaptılar. Çok sevdim. Tebrik ediyorum. Güzel bir gazete. Gittiğim her yere götüreceğim” diyerek Pusula Gazetesi’ni örnek gösterdi. Pusula Dergisi’ni ise “Çok güzel olmuş” cümlesiyle değerlendirdi. Tüm bunları yaşamak insana gurur veriyor. Takım kaptanı Ali Rıza Tığ’ın da orada olmasını çok isterdim. Bu mutluluğu ancak telefonda payşalabildik. Alacağımız çok yol, yapacağımız çok iş var. Tabii ki, hep birlikte. |