"Gonca"dan gül olur mu?
Toprak, ipek gibi yumuşacıktı. Bahçıvanın deyimiyle "tam kıvamındaydı". Nemliydi, ele alındığında sımsıcak bir ıslaklık hissediliyordu. Belli ki beklediği bir şey vardı. Dua eder gibi özlemle dudaklarını açtığı bir anda bağrına bir tohum düştü. Şefkatle sardı, sarmaladı onu. Tohum ve toprak sarmaş dolaş olmuş ve "sırlı" bir yolculuk, tatlı bir serüven başlamıştı. Bu uzun ama umut dolu bir süreçti. Toprak için ne güzel bir uğraş, tohum için ne tatlı bir çileydi.
Günler haftaları, haftalar ayları kovaladı. Bir gün şafak vakti incecik filiz, başını toprağın altından çıkardı.
Üfül üfül esen sabah rüzgârı başını okşamaya başladı. Güneş, sımsıcak kollarıyla filizi sararken, tatlı bir yağmur susuzluğunu giderdi. Toprak ona saksılık yapmaya devam etti. Sanki toprak, su, hava, güneş hepsi filiz için seferber edildi.
Neydi bu yolculuğun sırrı? Tohumun amacı neydi?
Zaman akarken, filizcik boy attı, büyüdü fidan oldu. Fidanın yemyeşil yaprakları arasından dikenler sardı her yanını. Çok geçmeden dikenler arasından bir tomurcuk belirdi.
Hava, su, toprak, güneş günlerce besledi onu; tomurcuk "Gonca" oldu.
"Gonca" açılıp gül olacak, etrafa gül kokuları yayacak ve kendisinden beklenen bir güzellik sergileyecek.
Ona bu güzelliği vereni anlatacak satır satır, yaprak yaprak, çiçek çiçek. Ancak "Gonca"nın alması gereken daha çok yol var.
"İstanbul Park"ını Gonca kazandı
Zonguldak Belediye Meclisi, Kozlu sahil yolu Milli Egemenlik Caddesi'ndeki gezi alanına, AKP'li üyelerin oylarıyla, "İstanbul Park" adı verdi. Ne zamandır gündemde olan "F1 İstanbul Park"ın Zonguldak ayağını "Zonguldaklılar Gecesi"ne katılmak için Ankara'ya giden Secaattin Gonca kazandı. İsim konusu böylelikle çözülmüş oldu.
Yersiz muhalefet edenleri anlayamıyorum. Başta Turan Demirtaş… Ardından Atilla Öksüz… Önemli isimler önerdiler… Ancak sırf muhalefet olsun diye böyle çıkış yapmanın anlamı yok ki…
Bir de Zonguldaklı olmayan insanların isimlerinin parka verilmesi önerisi yok mu?
Laf olsun torba dolsun cinsinden…
En makul üç öneri…
Cumhuriyet Parkı, Veysel Atasoy Parkı, Karaelmas Parkı… Cumhuriyet'e bağımlılık bir parka verilecek isimle ölçülmez. Bakarsın kişinin "ayinesi"ne, görürsün.
Veysel Atasoy ismine gelince.. Alaplı ve Devrek'de caddeye, Ereğli'de sahile, Zonguldak'ta da "Çocuk Parkı"na verildi. Zonguldak'ta ismi yaşatılıyor rahmetlinin.
Karaelmas…
Elmasımız parıldamasa bile bahtımız kara…
Bana göre en uygun isim "İstanbul" yada "Kadir Topbaş" dı.
Niye?
Fahri hemşehrimiz olan ve parkı yaptıran Topbaş'ın ismi buraya verilirse bakarsınız yanına bir şeyler daha yapar.
İstanbul büyük düşünce(!) ürünü.
Hele bir de açılış davetiyesine, "Veysel Atasoy Çocuk Parkı"nın açılışında olduğu gibi Secaattin - Sevgi Gonca'nın fotoğrafının yerine Topbaş Ailesi ön planda, arkada neresi olduğu belli olmayan "flu" bir İstanbul fotoğrafı koyduk mu?
Topbaş İstanbul Parkı'nın yanına bir de Minia Türk kurar alimallah…
Ademsiz Cennet
Divan edebiyatının en büyük şairlerinden olan Bâki, Edirne'yi bir ziyareti sırasında; Emrî, Mecdî gibi tanınmış Edirneli şairlerle de görüşüp konuşmuş. Bu esnada yerli şairler Edirne'yi o kadar çok övmüşler ki Bâki'ye bu övgülerden gına gelmiş. Bununla da yetinmeyip, Bâki'nin Edirne hakkındaki düşüncesini öğrenmek istemişler. İçinden kızgın olan Bâki, bu vesileyle Edirneli şairlere hadlerini bildirivermiş:
"Gerçekten şehriniz çok güzel, cennet gibi bir yer. Ama ne yazık ki içinde Adem yok."
|

 
|