Güle güle Erdal Ata…
Zonguldak en zor günlerini "Milli Şef " İsmet Paşa'dan sonra "İkinci Şef" Vali İsmet Metin döneminde yaşadı.
İsmet Metin Zonguldak'tan ayrılmadan önce yaptığı basın toplantısında 97 proje hakkında bilgi verdi. Ama Zonguldak halkı onu hep "İkinci Şef" olarak hatırladı. Sonra Vali Yavuz Erkmen geldi. "İkinci Şef"ten canı yanan halk onu çok sonraları "Devletin gülen yüzü" olarak kabullendi.
Ve öyle uğurladı.
Gerçi onun en büyük şansı "İkinci Şef".. Ondan sonra koltuğa oturdu. Herkese sempatik gülüşünü dağıtsa bile Zonguldak onu yine böyle uğurlardı.
Erdal Ata'ya sıra gelince..
En büyük şansı Yavuz Erkmen. Kimseyi kırıp dökmeden, kapıları kapatmadan gitti.
Şimdi ona düşen bayrağı daha ileriye götürmek.
Bir Çin atasözü derki; "İnsanların nasıl karşılandıklarına değil, nasıl uğurlandıklarına bakın"
Umarım sizin karşılama töreniniz uğurlanma töreninizin yanında çok sönük kalır.
Kocaeli gibi bir sanayi kentinden sonra bölgemize katacağınız birikimlerin olduğuna inanıyorum. Güle güle çalışın Sayın Erdal Ata. Zonguldak tarihindeki yerinizi aldınız. Arkanızdan dökülecek bir tas su, yada insan selini oluşturmak sizin elinizde…
Ata'ya mektuplar-1
Sayın Erdal Ata;
Bu size ilk mektubum.
14 Mayıs 1980'de kaymakam adayı olarak memuriyet hayatına başlamış, Kaymakamlık, Belediye Başkanlığı, Sivil Savunma Genel Müdürlüğü, Rize ve Kocaeli gibi iki önemli ilde Valilik görevinde bulunmuş birine mektup yazma cesaretinin onurunu ve heyecanını yaşıyorum.
Sanayi şehrinde edindiğiniz birikimlerle, Karaelmas diyarına hoş geldiniz.
Zonguldak ve ilçelerindeki tüm yerel basın sizden haberler yazıyor. Sizin öz geçmişinizi yayınlıyor, size üstü kapalı ya da açık, net mesajlar yazıyorlar. Kimisi sizden elektrik alıyor, kimisi mesaj alıyor. Kimileri de birilerinin üstü kapalı mesajlarını size ulaştırmaya, etrafınızda oluşacak olan halkadaki yerini almaya çalışıyor.
Kentin "lobi" çalışmaları tam gaz gidiyor. "Lobi"ye karşı olan "komünistler" ve "faşistler" var. Hatta fikriyatı, kimliği belli olmayanlar, ancak çıkarları belli olanlar da var. "Lobi"yi bir gecelik aşk zannedenler var.
"Lobi" ile "fobi"yi karıştıranlar var.
Toplantılara çağrılmadıkları için "lobi"nin dışında kaldıklarını zannedenler var.
Şehri adım adım ölçüp "lobi"nin bu kente sığmayacağını düşünenler var.
"Lobi"den çıkan tek sesten korkup, "hep bir ağızdan konuşan"lar var.
Ben ilk mektubumda sıcağı sıcağına "lobi" konusunda kısacık bilgiler vermek istedim.
Sizi mektupsuz bırakmamaya çalışacağım.
Yeni göreviniz de Allah yar ve yardımcınız olsun.
Hep Bir Ağızdan Konuşmayın
Padişah IV. Murat, Bağdat'ı almayı düşündüğü sıralarda devletin ileri gelenleriyle bir toplantı yaptı. Bu toplantıda Padişah ve yakın çevresi Bağdat'ı almak fikrinde birleşmişlerdi. Ordu komutanlarından biri ise savaşa karşı çıkıyordu. Tam o esnada dışarıdan bir merkep sesi gelmeye başladı. İşte bu anda IV. Murat, sesini yükselterek şöyle dedi:
"Hep bir ağızdan konuşmayın, ne dediğiniz anlaşılmıyor."
|

 
|