Şeker Dede'nin torpilleri…
İbrahim Yiğitcan'ın, (Hüseyin) Şeker Dede'si 5 Haziran Perşembe günkü yazısında "eşkıya" ile "terörist"i karıştırdı. Ve yanlış bir çağrı yaptı.
Nasıl?
Şeker Dede GAP'a yapılan yatırımları görünce kıskandı. Haklı. Zonguldaklıyı dağ başına çağırdı.
Ama yanlış.
Bir… Hak verilmez, alınır. Ama dağdakiler yapmak değil, yıkmak için oradalar. Köroğlu gibi değiller. Mazluma umut, zalime korku salmıyorlar. Tam tersine…
İki… Zonguldak verdiğinin karşılığını alamıyor. Doğrudur. Filyos Vadi Projesi yıllardır doğum sancısı yaşıyor. Aksine GAP hayat buluyor. GAP elbette yapılsın ama Filyos'a adaletsizlik yapılmasın.
Üç… GAP'ı hazırlayanları alkışladık. Hatta yatırım yapanları da alkışladık. Ancak, Filyos'u onlara sormadık. Örneğin; GAP'ın mimarı Recai Kutan niye Filyos'a el atmadı?
Dört… Mantar tabancası, torpille Filyos'u hayata geçiremeyiz. Zaten bizim etkili ve yetkililerimiz Filyos'a yıllardır dinamit koyuyorlar.
Beş… Cami ve Cemevi konusuna gelince. Anadolu'nun Türkleşmesinde Hoca Ahmet Yesevi Hazretleri ve onun talebesi Hacı Bektaşi Veli Hazretlerinin rolü malum. Örnek kötü, canım yandı. Söylenecek tek söz: "Asil azmaz, bal kokmaz, kokarsa yağ kokar, aslı ayrandır."
Altı… Eşkıyalık meselesine gelince. Küresel ısınma ormanlarımızı vurdu. Sığınacak dağ yok. Eşkiyanın nesli de tükendi. Hatta onların torunları mangal yürekli kabadayılar bile tarih oldu.
Yedi… Artık her şeyin mafyası var. Hak korumuyor, hak yiyorlar. Onları da eli kalem tutanlar kullanıyor. Sözün özü, Filyos için dağa çıkmana gerek yok Şeker Dede. Savaşta düşmanın silahıyla silahlanmak sünnettir. Zalimin elinde "dolma" kalemi varsa, senin de "kurşun" kalemin var.
Sekiz… Haksızlığa tahammülün yoksa... İsyankârsa yüreğin. Tek çıkar yol var önünde. İşini en iyi yapmak.
Ata'ya mektuplar -5
Sayın Valim, bugünlerde daha önce görev yaptığınız Kocaeli'nden ziyaretçileriniz geliyor. İnsanların hizmetlerinin unutulmaması ve onore edilmesi çok güzel bir duygudur.
Ben olaya ters açıdan bakıyorum. Sizden önceki Vali Yavuz Erkmen buradayken herkes onu çok seviyordu. "Devletin gülen yüzü" olarak anılıyordu. Şimdi bakıyorum onu ziyarete gidenlere, ardından konuşanlara.
Burada sizin dikkat etmeniz gerekenler, buradayken yüzüne gülenler, şimdi arkasından konuşuyorlar. Hele hele size şirin görünmek için çalışanlar var ya. Emin olun siz gittikten sonra da aynı ikiyüzlülüğü yapacaklardır. Bu insanlara çok dikkat edin.
Diğer taraftan köylerden basın yoluyla size gelen çağrıları takip ediyorum. Devrek'e bağlı Gürbüzler Köyü Budaklar Çay Mahallesi sakinleri sizden köprü istiyor.
Ereğli'nin merkezi köylerinde bulunan tam teşekküllü sağlık ocakları sırf görevli olmadığı için atıl durumda. Sağlık görevlisi bekliyor. Şehre uzak, hiç sağlık ocağı olmayan köyler var. Bir de taşımalı eğitim nedeniyle boşalan köy okullarının çok az bir kısmı değerlendirilirken geri kalan okullar atıl durumda. Çürümeye terk edilmiş.
Ufku açık bir Vali'nin köy muhtarlarına yapacağı çağrı yanıt bulur ve bu okullar değerlendirilebilir diye düşünüyorum.
Zonguldak'ın sorunlarının tamamını bir mektuba sığdırıp başınızı ağrıtmak istemiyorum.
Mektubuma bir mani ile son veriyorum.
Dağları dağlasınlar
Hizmeti sağlasınlar
Valimin mendiliyle,
Yaraları bağlasınlar.
Daha çok pasta…
Çocuk, okuldan bir gözü şiş olarak dönünce, annesi telaşlandı :
- Oğlum ne oldu gözüne?
- Arkadaşım Orhan'la dövüştük. Ben de yarın onun gözünü şişireceğim!
Annesi yatıştırmaya çalıştı :
-Sakın ha! Dövüşmek iyi birşey değil. Sana pasta çörek vereyim. Arkadaşına da ver, barışın. Güzel güzel oynayın.
-Olur anneciğim, barışırız.
Ertesi gün, çocuk öteki gözü de şişmiş olarak döndü. Annesi sordu :
-Yine ne oldu?
-Arkadaşım yaptı, daha çok pasta, çörek istiyor! |

 
|