Hayvancılık meselesi
Pazar günü Bakacakkadı'da yapılan Damızlıkçılar'ın kongresini izlemek bana nasip oldu. Yazmak da bugüne..
Hafta başından itibaren yazıyı kafamda taşıyorum.
Dün bir baktım, Ali Rıza markalar üzerinden Çaycuma Süt'ten dolaylı geçiş yapmış. Atilla'da direk konuya girmiş ama, benim de ilave edeceklerim var.
Kongreden notlar
Tarım İl Müdürü Yusuf Akın doğrudan gelir desteği ödemelerinden önce 20 bin çiftçiyi kayıt altına aldıklarını ancak bu rakamın 14 bin 500'lere düştüğünü söyledi.
Niye?
Doğrudan gelir desteği alabilmek için her yıl Tarım Müdürlüklerinden bir dosya çıkarıp Ziraat Odası’na gidip, dönüm başına belli bir miktar para yatırmanız lazım. Dosyaların tazelenme zamanında paranız yoksa, doğrudan gelir desteği için kayıtlarda adınız çıkmaz.
Köylü çalışmıyormuş...
Külliyen yalan.
Köylünün eline en kısa zamanda, az da olsa para geçecek sistemi kurarsanız, köylü çalışır.
Zonguldak Milletvekili Fazlı Erdoğan, Peygamberimizin 63 yıl ömrünün olduğunu bunun sadece 53 gününün savaşlarda geçtiğini, ancak buna rağmen tüm ömrü savaşlarda geçmiş gibi gösterilmek istendiğini söyledi.
Bunu bilmek her müslümanın görevi. Ancak, sizin hitap ettiğiniz topluluk arasında misyonerler yoktu. Camii cemaati de. O zaman tarımı konuşmalısınız.
Pardon tarımı da konuştu. Erdoğan, Filyos'daki boş arazilerin tarımda kullanılabilmesi için çiftçilerin dilekçe yazmasını istedi. Damızlıkçılar'ın kendilerine gelmesi durumunda önlerine düşüp 24 saat bakanlıklarda koşacaklarını söyledi.
Birde, Yusuf Akın ile Hüsnü Sami Alpan'ın hayvancılığa harcanan parayı farklı telaffuz etmelerinden dolayı aradaki irtibat kopukluğunun giderilmesini istedi. Oh ne âlâ memleket. Ha, birde Celin Uzun'a yanıt verdiydi.
Hüsnü Sami Alpan'ı bilerek en sona bıraktım.
Fabrika'nın bir bölümünün Burdur'a taşındığını ilk Pusula duyurdu. Kimseden tepki gelmedi. Ben zannettim ki kimse teşhir olmamak için gazeteye açıklama yapmadı, gidip Hüsnü Bey'e gizli gizli sordular. “Aman Hüsnü Bey, nereye gidiyorsunuz? Biz buraya yatırım yapmak için dışarıdan işadamı getirmeye çalışıyoruz. Siz giderseniz bize ne derler. Pirince çok zam geldi, bari evdeki Çaycuma Süt'ten olmayalım. Ne lazımsa bizden isteyin.”
Meğer öyle bir şey de olmamış.
Çözüm çok kolay
Tarım Müdürleri önce yaptıkları işi sevecekler.
Köyleri adım adım, arsaları dönüm dönüm gezecekler.
Sonra hazır projeleri önlerine serecekler. Hangi köyde ne olur, bilecekler.
Sonra başlayacaklar çalışmaya. Köylü çalışmıyormuş. Külliyen yalan. Özel sektörde herkesi anladığı işin başına verirler ki işler daha verimli olsun.
Siz üç koyun güdemeyene on koyunu krediyle verirseniz, adamın ocağına incir ağacı dikersiniz. İncir deyince meyve, sebze yetiştiriciliği için de aynı olay geçerli.
Küçük beyinli insanlarla büyükbaş hayvancılık yapamazsınız.
Öyle olunca da, Çaycuma Süt Burdur'a gider.
Doruk Sucuk'ları da Konya Ovası'ndan et getirir.
Ahlak...............
Eski zamanlarda bir gün su, ateş ve ahlak askere gitmeye karar vermişler.
Bir gün tatbikatta birbirlerini kaybettiklerinde nasıl buluşacaklarını konuşmuşlar.
- Ateş, nerede bir duman görürseniz, beni orada bulabilirsiniz oraya gelin.
- Su, nerede bir şırıltı duyarsanız, beni orada bulabilirsiziniz oraya gelin.
- Ahlak, beni bir kere kaybederseniz, bir daha bulamazsınız boşuna aramayın.
|

 
|